|

Blaundos Antik Kenti, Uşak il merkezinin 30 km. güneyindeki Ulubey ilçesine
bağlı Sülümenli köyü sınırları içerisinde yer almakta ve ilçe merkezine 10 km.
uzaklıkta bulunmaktadır.
Lidya bölgesinde ve Frigya sınırına yakın bir noktada bulunan kentin Hellenistik
Dönemde Makedonya’dan gelenlerce kurulduğu ve şehrin adının Bloundos olduğu
yaklaşık 1845 yıllarında Hamilton’un Ulubey ilçesi mezarlığında bu kentten
geldiği bilinen yazıtı bulması ile kesinleşmiştir. Yazıtta “BLAUNDEON MAKEDONON”
ibaresi vardır.
Şehir, Büyük İskender’in ölümü ile Deokodoslar olarak adlandırılan ve
imparatorluğu aralarında çekişme konusu yapan 8 generalden Antigonos’un payına
verilmiştir. Bir süre Bergama Krallığı’na bağlı sınır şehri olarak kalan
Blaundos İ.Ö. 189 yıllarında Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiştir. Bu
dönemde önemli bir merkez olan kent İ.S. 5. yy.’da Sivaslı İlçesi Selçikler
Köyünde bulunan, Sebaste piskoposluk merkezine bağlanmıştır.

Blaundos, üç tarafı derin ve dik vadi ile
çevrili düz bir burun üzerinde yer almaktadır. Şehrin merkezinin üç tarafının
vadi ile çevrili olmasından dolayı dışarısı ile irtibatı kuzeydeki kapı ile
sağlanmaktadır. İ.Ö. 1.yy. - İ.S. 1. yy. arasında şehirle birlikte tadilat
geçiren kapının merkeze bakan iç cephe genişliği 26,5 cm, dış cephe genişliği 23
m, derinliği 8.20 m’dir. Kapı arazinin yapısından dolayı yamuk plan
göstermektedir.

Kapının her iki yanında kuleler girişin kemerli
üst yapısına kadar yıkılmışlardır. Şu andaki durumuyla 2.60 m. genişlik, 2.80 m.
yükseklikteki girişten şehrin merkezine geçildiğinde batı yamacında tek, doğu
yamacında alt ve üst olmak üzere 2 şehir suru vardır. Doğuda alt ve üst sur
arasında kalan alanda, 140 m. uzunlukta, 37 m. genişlikte stadion (Priene’de tek
taraflı olan oturma sıraları bulunmakta olup, tek taraflı olan oturma sıraları
üst şehir suruna dayanmış durumdadır.
Şehir surları dışında ve stadionun alt kısmında
(vadi içerisinde) yamaca yapılmış tiyatro binası bulunmakta. Ancak tiyatronun
sahnesi tamamen yıkılmış, oturma sıralarının bir kısmı sağlam kalmıştır.
Surlar içinde kalan şehir merkezine ise İon
düzeninde yapılmış bir tapınak ile büyüklü küçüklü yapılar yer alır.
Şehrin nekropolü iki ayrı alanda bulunur. İlki,
kuzeydeki arazide mezarlık ve birkaç tümülüs ile doğudaki vadi içerisinde
bulunan kaya mezarları. Kaya mezarları 2 kişilik olduğu gibi, 10 veya 12 kişilik
aile tipi mezarlar şeklinde yapılmışlardır. Bunlar tonozlu yapılar olup, nişli
odacıklar ve sabit lahit tipi gömütlüdürler. Çoğunun koridor tabanında da gömüye
rastlanır. Kaya mezarlarının çoğunda beyaz sıva, sıva üzeri kızıl, mavi, yeşil
boyalarla yapılmış bitki ve stilize hayvan motifleri ile bezenmiştir.
Kent merkezi dışında kalan alanda ise İon tarzında
2. bir tapınak fonksiyonu şimdilik belli olmayan kare planlı yapı kalıntısı ile
birbirine bitişik durumda, tamamı 14 adet olan, ancak bir tanesi ayakta kalmış
kemer vardır. Kemerlerin kesin olmamakla birlikte su kemeri olduğu tahmin
edilmektedir.
Uşak
Müzesinin 09.10.1995 tarihinde başlamış olduğu kazı alışmaları, kent
merkezindeki İon tarzında tapınağın açığa çıkarılması ile yapıya ait
bulunabilecek mimari parçaların yerine konması, yani basit bir restorasyona
yönelik olmuştur. Krepislerine göre 17.30 m. X 8.95 m. boyutlarında İon
düzeninde, Prostylos tipinde bir tapınaktır. Üst yapısı tamamen yıkılmış durumda
olup, taban mermer döşeme, alt duvarlar kalker, temeli andezit ve krepisler
mermerdir. Krepisler üzerine olması gereken yan duvar kaplamalarından
bulabildiğimiz parçalar yerlerine oturtulmuştur.
Güney ön cephesi ile kuzey arka cephesi üçgen
alınlıklı olan yapının sima kısmında bitkisel motifler, arslan başları (çörten),
diş sırası vardır. Arşitav 3 fascialı olup, yazıtlıdır. Üst kısmında olması
gereken tepe akroterine ait yüksek kabartmalı süsleme elemanları parçalar
halinde ele geçmiştir.
Arşitav üzerinde bulunan yazıtlardan 4 tanesi
Latince, 6 tanesi Yunanca’dır. 1833 yılında Arundel isimli araştırmacı
Sülümenli’de yaptığı araştırmada “Onxı Klaydıo” Ve “Nıa Temlum Port” yazıtlarını
okuyunca buranın Klaudios Tapınağı olduğunu sanmıştır. Hamilton’un daha sonraki
araştırmalarında ise Arundel’in Yunanca ve Latince yazıtları bir arada okunması
ile yanlışlık yaptığı ve bu tapınağın Klaudios Tapınağı olmadığı anlaşılmıştır.
Çalışmalar sırasında kazı yeri yakınlarında
bulunan bir yazıt tapınakla ilgili konuları biraz daha aydınlatmıştır. İ.Ö. 1 yy
-İ.S.1. yy. arasında tarihlenebilen yazıt ile Philetaiiros propylon yaptırmış ve
bunu büyük ihtimalle Athena ile Homonia’ya adamıştır. Belki de bu tapınak Athena
ile Homonoia’nın ortak tapınağı da olabilir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak
çalışmalarda bu durum kesinlik kazanacaktır.
Kazı çalışmaları ile, tapınak çevresinin
açılması işlemine başlandığında, yapının kuzey arka cephesinde, arka duvara 5.30
m. yan duvara ise 6.70 m. mesafede temenos duvarı olarak adlandırılan duvar
temeli çıkarıldıktan sonra doğu yan duvarın temel hizasından kazımına başlandı.
Burada yapıya bitişik Bizans Dönemi’ne ait 6.40 m. X 8.60 m. boyutlarında ve
tapınağın taşlarının kullanıldığı avlu şeklinde mekanın tamamı temizlendi, ancak
hiçbir buluntu ele geçmedi. Avlu şeklindeki yapının olduğu yerde 1970 yılında
yapılan kaçak kazılarda bulunan ve sonradan Müzeye teslim edilen baş omuz
hizasından sağ kol omuzdan, sol kol bilekten kopmuş. 1.90 m. boyunda İ.S. 1. yy.
ait kadın heykelinin parçaları aranmasına rağmen bulunamamıştır.
Çalışmaların en zor kısmı yıkılmış üst yapı
elemanlarının kazılacak alanlardan toplanması olmuştur. Yaklaşık 200 kg. ile 4
ton arasında değişen ağırlıktaki parçalar kenarlara alındıktan sonra doğu yan
cephenin açılması bitirilerek güney yönündeki ön cepheye geçilmiştir.
Ön
tarafta, yüzeyde olan açık alınlılar, yazıtlı arşitav parçaları, sütunlar
kaldırıldıktan sonra tabana doğru toprak harfiyatına geçilmiştir. Üst seviyeleri
yakın merdiven basamaklarının bir kısmının yerinde olmadığı büyük kısmının da
parçalanmış olduğu görülmüştür. Basamaklar tek tek ortaya çıkarılırken, alttaki
ilk iki basamak üzerinde yatar durumda başı boyundan, ayakları bilek hizasından
kopmuş yine M.S. 1. yy. tarihlenen 1.35 m. boyunda kadın heykeli bulunmuştur.
Çalışmalar devam ederken sonradan heykelin ayağı ikiye ayrılmış başı bulunarak
heykele birleştirilmiştir. Kiton giymiş olarak tasvir edilen heykelde boyun
kenarında arkaya doğru atılmış şal, ön tarafa iki göğüs arasından çapraz şekilde
gelerek bel hizasından dolanmıştır. Saçlar düzgün olarak ortadan ikiye ayrılmış
ve geriye taranmış, baş arkasına topuz haline gelmiştir. Bunların dışında bir
adet baş ve gövdenin alt kısmı kırık mermer adak heykelciği de bulunmuştur.
Ön
cephenin tamamen temizlenmesi ile birlikte 8 basamaklı 8.95 m. genişliğindeki
tapınak girişi de tamamen ortaya çıkarılmış ve dağılmış yapı elemanları da tek
tek yerlerine oturtulmuşlardır. Genelde,
çevresinin yarıya yakın kısmını 1.5 aylık bir sürede temizlediğimiz tapınakta
önümüzdeki kazılarda yapının tamamı ortaya çıkacaktır. Genelde
eski dönemde doğanın tahribi dışında fazla bir tahribat görmeyen Blaundos antik
kentindeki bu ilk çalışma tapınak ile sınırlı kalmıştır. Buna rağmen verimli
geçen çalışmaların önümüz deki yıllarda da devam ederek bölgemiz ile ilgili
arkeolojik noksanları tamamlanması ve kentin tam olarak tanıtılması
düşünülmektedir.
(*) ”Kazım AKBIYIKOĞLU, VII. Müze Kurtarma Kazılar Semineri 8-10 Nisan 1996
Kuşadası-Aydın “basımından alıntı yapılmıştır.
|